30 Mayıs 2026 - 16:54
Einar Tangen’dan Batı’ya Eleştiri: “Eski Doktrinlerle Yeni Dünyayı Okumaya Çalışıyorlar”

Norveçli siyaset bilimci Prof. Glenn Diesen’ın sorularını yanıtlayan Taihe Enstitüsü Kıdemli Araştırmacısı Einar Tangen, Batı dünyasında karar alma süreçlerinde rasyonelliğin zayıfladığını, ABD siyasetini yönlendiren tarihsel doktrinlerin hâlâ etkili olduğunu ve Çin’in ise daha uzun vadeli, dengeli bir küresel strateji izlediğini söyledi.

Uluslararası Ehlibeyt (a.s)Haber Ajansı -ABNA- Taihe Enstitüsü Kıdemli Araştırmacısı Einar Tangen, uluslararası sistemde yaşanan kırılmaları değerlendirirken Batı dünyasının özellikle son yıllarda stratejik kararlarını “soğukkanlı analizden” çok refleksif güvenlik anlayışıyla almaya başladığını savundu. Norveçli siyaset bilimci Prof. Glenn Diesen’ın sorularını yanıtlayan Tangen, bu durumun hem Avrupa’da hem de ABD’de dış politika dilini sertleştirdiğini, küresel rekabeti ise daha yönetilemez hale getirdiğini ifade etti.

Tangen’e göre Batı’daki temel sorunlardan biri, değişen güç dengelerine rağmen eski zihinsel çerçevenin korunması. ABD siyasetini şekillendiren tarihsel doktrinlerin bugün hâlâ etkili olduğunu belirten Tangen, Washington’un küresel gelişmeleri çoğu zaman “liderliği sürdürme” ve “rakibi sınırlama” ekseninde okuduğunu dile getirdi. Bu yaklaşımın, yeni dönemin çok kutuplu gerçekliğini anlamayı zorlaştırdığını vurgulayan araştırmacı, Batı başkentlerinde stratejik esnekliğin giderek azaldığını söyledi.

ABD iç siyasetindeki kutuplaşmanın dış politikaya da doğrudan yansıdığını belirten Tangen, Washington’da dış tehdit söyleminin zaman zaman iç siyasi meşruiyet üretmenin aracı haline geldiğini savundu. Bu nedenle dış politika kararlarının yalnızca uluslararası koşullara göre değil, Amerikan iç siyasetindeki güç mücadelesine göre de biçimlendiğini ifade etti. Tangen’e göre bu tablo, müttefik ülkeleri de giderek daha öngörülemez bir stratejik ortama itiyor.

Çin’in yeni dönem küresel stratejisine de değinen Tangen, Pekin’in uzun vadeli çıkarları kısa vadeli siyasi tepkilerin önüne koymaya çalıştığını söyledi. Çin’in uluslararası ilişkilerde istikrar, ekonomik bağlantılar ve altyapı odaklı bir yaklaşım geliştirdiğini belirten Tangen, Pekin’in kendisini yalnızca askeri rekabet üzerinden tanımlamak istemediğini ifade etti. Ona göre Çin, yeni küresel düzende ekonomik ağlar, ticaret koridorları ve kurumsal işbirliği mekanizmaları üzerinden nüfuz oluşturmaya çalışıyor.

Tangen, Batı ile Çin arasındaki temel farkın sadece güç mücadelesi değil, zaman anlayışı olduğunu da vurguladı. Batı’nın çoğu zaman seçim döngülerine sıkışmış kısa vadeli kararlar aldığını söyleyen araştırmacı, Çin’in ise on yıllara yayılan planlama kültürüyle hareket ettiğini kaydetti. Bu farkın, kriz yönetimi ve strateji üretiminde giderek daha belirgin hale geldiğini savundu.

Değerlendirmesinde, küresel sistemin artık tek bir merkezin belirlediği kurallarla yönetilemeyeceğini söyleyen Tangen, mevcut kırılmanın sadece askeri ve ekonomik değil, aynı zamanda zihinsel bir dönüşüm anlamına geldiğini belirtti. Ona göre Batı dünyası yeni jeopolitik dengeyi anlamakta geciktikçe daha sert tepkiler üretme eğilimine girecek; Çin ise bu boşlukta daha sabırlı, daha kurumsal ve daha uzun vadeli bir konumlanmayla etkisini artırmaya çalışacak.

Tangen’in açıklamaları, son dönemde Batı-Çin ilişkilerinde artan gerilim, ticaret savaşları, teknoloji rekabeti ve güvenlik tartışmalarının gölgesinde daha da dikkat çekici hale geldi. Uzmanlara göre bu tür değerlendirmeler, yalnızca mevcut güç mücadelesini değil, önümüzdeki yıllarda hangi zihniyetin küresel düzeni daha doğru okuyabildiğini de ortaya koyacak.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha